logo

Sony FS7 Deneyimi

Yaklaşık birbuçuk yıl önce piyasaya çıkan ve piyasaya çıktığı ilk günlerden beri kullanmakta olduğum FS7’yi, Kaliforniya çöllerinden Anadolu’nun bozkırlarına, İstanbul trafiğinin keşmekeşinden, film stüdyolarına kadar birçok farklı ortamda, farklı gereksinimleri olan projelerde kullanmış oldum. Aynı süreç zarfında da Sony mühendisleri, geçtiğimiz günlerde üçüncü versiyonunu çıkarmış oldukları güncelleme ile kamerayı neredeyse kusursuz ve eksiksiz bir hale getirdi. Neredeyse diyorum çünkü; artık günümüzde bir video kamera, sadece bir kamera olmaktan çok, yazılım aracılığıyla yeni ve daha gelişmiş fonksiyonlar yüklenebilen bir bilgisayar gibi çalışır hale geldi. Teorik olarak, bir kamerada bulunan işlemci ve hafıza donanımının kapasitelerini aşmayacak ve yazılım yoluyla eklenebilecek her türlü yeni özelliği, bellenim güncellemesi yaparak bir kameraya kazandırabiliyoruz. Tıpkı, FS7’ye üçüncü versiyon güncellemesiyle gelen “Image Scan Mode” ve “Interval Recording” özellikleri gibi.

FS7’nin model adındaki “F” İngilizce “Film”, “S” ise “Style” kelimelerinin baş harflerinden oluşuyor. Kamerayı özel yapan işte bu “Sinema Stili” kullanım özellikleri. Bu özelliklerden başlıcaları; büyük bir sensör (Super35 ebatlarında), değiştirilebilir objektif, harici bir kayıtçıya RAW yani ham görüntü kaydedebilme, 4K çözünürlüğünde kayıt ve tabii LOG’lu kayıt imkanları. Her bir özelliği aslında bir süredir farklı kamera modellerinde deneyimleme şansına erişebilmiştik. FS7’yi özel yapan ise bu farklı özellikleri, görece çok daha uygun bir fiyat karşılığında, bir arada sunması oldu.

Bütçe, sinema salonlarından mobil cihazlara kadar farklı mecralar için üretilen her türlü video işi için son derece belirleyici bir kriter. Bütçeniz ne kadar büyükse, imkanlarınız ve dolayısıyla hayal ettiklerinizin gerçekleşebilmesi ihtimali de aynı oranda büyüyor. Herhangi bir film projesinde post-prodüksiyon işlemlerinin bütçenin giderek artan önemli bölümünü oluşturuyor olması, özellikle
son 10 yıldır kabul görmüş bir gerçek. Analogdan dijitale, SD’den HD’ye, HD’den 4K’ya geçiş süreçleri ile birlikte, post prodüksiyon sürecinde yapılabilecek çeşitli görsel düzenleme seçenekleri ve
bunlar için harcanabilecek zaman da gün geçtikçe arttı. Şartlar böyleyken, her türlü ihtiyacı karşılayabilecek ve farklı bütçelere sahip işlerde verimli kullanılabilecek tek kameraya sahip olmak da
kullanıcıların en önemli tercih kriteri oldu. FS7 de bence bu ihtiyacı tam anlamıyla karşılayabilecek piyasadaki ilk kameralardan biri oldu. Bütçenize göre istediğiniz iş akışını belirleyip, çekim
formatınızı ve ayarlarınızı da buna göre seçerek olabildiğince verimli bir sonuç elde edebilirsiniz. Kameranın sunduğu alternatifleri, çok kabaca, aşağıdaki gibi senaryolara dökmek mümkün;

“Post-prodüksiyon için hiç bütçemiz yok maalesef!” = XAVC kodeğiyle çek.
“Post-prodüksiyon için biraz bütçemiz var.” = XAVC kodeğiyle S-Log’lu çek.
“Post-prodüksiyon için bütçemiz var.” = RAW çek.

Bu farklı senaryolara çözünürlükle ilgili hiçbir veri yazmadım. FS7; HD, UHD ve 4K çözünürlüklerinde çekim yapabiliyor. Projenin mecrasına ya da teslim şartlarına göre istenilen çözünürlüğü seçmek size kalmış ancak; UHD veya 4K gibi çözünürlüklerde çalışılacaksa, kaydetme ve depolama ortamlarına dikkat etmekte fayda var. Çünkü 4K için gereken saklama yeri, HD’ye göre yaklaşık olarak 3 kat daha fazla. Çekim anında aktarma sürelerini minimuma indirmek için hızlı aktarım arabirimleri(USB 2’yi unutun!) ve hem saklama hem de yedekleme için yüksek kapasiteli (gigabayt’larca yerine terabayt’larca) diskler kullanılmalı.

RAW görüntü kaydının ne olduğunu, fotoğraf dünyasında çok daha yaygın kullanılıyor olduğu için biliyoruz. Sensörden gelen verinin, herhangi bir sıkıştırma(kodekli) ya da işleme tabi olmadan, direkt olarak karta yazılması ile elde edilen ham görüntüye RAW deniyor. Peki LOG’lu çekim nedir?
“LOG” terimi matematikten bildiğimiz “logaritmik” kelimesinden geliyor. Kısaca anlatmak gerekirse; LOG’lu çekim, sensörün en geniş dinamik aralıkta görüntü üretebildiği ISO seviyesine çıkıp gelen sinyallerin logaritmik olarak kaydedilmesidir. Böylece, renklerin düzeltilmesine ve ışığın dengelenmesine sonradan imkan tanıyacak şekilde son derece düz (flat) bir görüntü ortaya çıkar. Ne siyahlar tam siyahtır, ne de beyazlar tam beyazdır; tüm renkler ara tonlardadır. Ancak, dinamik aralık son derece geniştir ve FS7 de 14 diyaframlık dinamik aralığa bu şekilde çıkabilmektedir. Her kamera üreticisi kendi LOG’una ya da LOG’larına sahiptir çünkü her sensörün kendine özgü sinyal üretme kabiliyetleri vardır. Bu karakteristik özelliklere de en uygun olan özgün LOG’ların oluşturulması gerekmektedir. Sony kameralarda bulunan LOG’lara S-Log adı veriliyor. Bir FS7 satın aldığınızda kameranın içinde hazır olarak S-Log2 ve S-Log3 yüklü geliyor.

LOG ve RAW dünyası ile birlikte hayatımızı giren bir diğer terim de LUT yani “Look Up Table” oldu. RAW veya LOG’lu çekim yapılırken, vizörde ya da monitörde LOG’un düz(flat) görüntüsü yerine daha doğru renklerde görüntü görülmesini sağlayan ve aslında birer dosya olan LUT’ları kameranın içinde hazır gelenlerden seçebilir yahut kendiniz LUT dosyaları yaratıp kameraya yükleyebilirsiniz. Vizörde LUT’lu görüntü gören bir operatör veya görüntü yönetmeni pozlamayı daha doğru ve kolay yapabilir. Aynı şekilde, monitöründe LUT’lu görüntü gören bir yönetmen, sahnedeki ışığın ve renklerin post-prodüksiyon sonrası nasıl görüneceğini daha iyi anlayabilir.
Bu kadar teknik bilgiden sonra, biraz da kameranın kullanımına yönelik bilgileri ve görüşlerimi paylaşmakta fayda var. FS7, bir “grab and shoot” yani kap ve çek kamerası olarak tasarlanmış. Kameranın içinden, tasarıma entegre olan ve omuzda kullanmaya yarayan bir tutamaç çıkıyor. Bu pratik tutamaç, aktüel çekimler yapılması gerekiyor ve asistansız çalışılıyor ise son derece faydalı; tabii ki, çift elle kamerayı tutabileceğiniz dengeli omuz aparatları kadar etkili değil ancak, o an sette böyle bir aparat yoksa ya da bu aparatı takacak zamanınız yoksa, kesinlikle hayat kurtarıyor. Tutamaç üzerinde kayıt, zoom(SELP28135G gibi servo motorlu bir lens takılıysa) ve çeşitli kısa yol düğmeleri de bulunuyor. Kameranın tasarımı son derece modüler. Üst taraftaki tutacak, LCD ekran ve mikrofon tutacağı sökülebiliniyor. Hatta bunların tamamı söküldüğünde kamera son derece kompakt oluyor. Bu da kameranın insansız hava araçlarında, steadycamde, çeşitli kamera sabitleme sistemlerinde ve uygun sualtı kabinlerinde rahatlıkla kullanılabilir olmasını sağlıyor. FS7’de, FS100’den ve FS700’den alışık olduğumuz bir vizör sistemi var. Vizör, LCD ekran üzerine monte edilebiliyor ve istendiğinde kolayca yukarı kaldırılarak izlemeyi LCD ekran ile yapmaya imkan sağlıyor. Kameranın üzerinde 3,5 inç’lik yüksek çözünürlüklü bir LCD ekran bulunuyor. İstenilen şekilde ve seviyede konumlandırmanıza müsade edecek şekilde tasarlanmış bu ekran, bir çubuk sistemi ile kameraya monte ediliyor. Ekranı, öğlen güneş en tepedeyken ve hatta güneş ışığı ekrana direkt düştüğü anlarda bile kullanabildim. Gerekirse, ekranın hemen yanındaki ayar düğmesi ile kontrastı mevcut ışık koşullarında rahat izleme yapabilecek şekilde ayarlayabiliyorsunuz.

Gelelim, V3.00 (hatta V3.10 da çıkmış yakın zamanda) bellenim güncellemesi ile gelen özelliklere. FS7’de eksikliğini en çok hissettiğim üç önemli özellik, bu güncelleme ile kameraya gelmiş bulunuyor. Bunlardan en önemlisi “Image Scan Mode”. Bu özellik ile, 35mm sensör alanını tam olarak kaplamayan tüm lensleri bu kamerada kullanabiliyoruz. Mesela Super16 kameralar için üretilmiş bir lensiniz var. Bu özellik gelmeden önce böyle bir lensi kameraya taktığınızda “vignetting”, yani görüntünün etrafında siyahlık görünüyor olacaktı. Bu yeni özellik ile kamera, sensörün sadece orta bölümünü kullanarak ve herhangi bir büyütme işlemi yapmadan, vignetting efekti olmaksızın tam ekran görüntü üretebiliyor(en fazla 2K çözünürlüğünde). Aynı şekilde, 2/3inç’lik ENG tipi lensleri de kullanmak artık mümkün.
Timelapse’in Sony kameralardaki adı “Interval Recording”. FS7’de bu zamana kadar hala olmamasına en şaşırdığım özellik de “Interval Recording” ‘di. Neyseki, yeni güncellemede bu özellik artık var. İstediğiniz kayıt aralığını ve kayıt karesini seçtikten sonra kamera size herhangi bir ekstra işlem yapmanız gerekmeden, kullanıma hazır, timelapse klipler üretiyor.

Yeni güncelleme ile gelen bir diğer önemli özellik de, netleme yapmaya yardımcı olmak için kullanılan “Focus Magnification” ‘ın artık tutacak üzerinde yer alan ufak yönlendirme düğmeleri ile istenilen yere doğru kaydırılabilir olması. Bu güncellemeden önce, netleme alanı yakınlaştırması yapıldığında, sadece ekranın ortasına doğru iki kademeli bir yakınlaştırma oluyordu. Eğer netlemek istediğiniz obje ya da kişi ekranın ortasında değilse, mecburen kadrajınızı bozup bu obje ya da kişiyi kadrajın ortasına almanız gerekiyordu. Şimdi ise, yakınlaştırdığınız alanı istediğiniz yöne doğru kaydırarak, netlemek istediğiniz alanı ekrana getirebiliyorsunuz.

Son olarak, çekimini yaptığınız her ne olursa olsun, filminize son derece etkili bir dramatik katma değer sağlayan ağır çekim özelliğine değinmekte fayda var. FS7 HD çözünürlüğünde, zaman sınırlaması olmaksızın, saniyede 150 kareye kadar(NTSC’de 180 kareye kadar) ağır çekim yapabiliyor. Hatırlanacağı üzere, FS700’de ağır çekim yapılırken, belli kayıt süresi kısıtlamaları oluyordu fakat; FS7’de benzeri bir süre kısıtlaması olmadan, istediğiniz kadar ağır çekim yapılabilirsiniz. Ayrıca, yüksek karelere çıkıldığında görüntüde “crop” yani kırpma olmuyor. Opsiyonel olarak satılan XDCA-FS7 ünitesi takıldığında ise kameranın ağır çekim hızı saniyede 240 kareye kadar çıkıyor. Üstelik bunu 2K ve RAW olarak yapabiliyorsunuz.

Bilindiği üzere, opsiyonel olan XDCA-FS7 ünitesinin en önemli özelliği kameraya 12bit RAW görüntü çıkışı özelliğini kazandırması. Ancak, bu ünitenin pek bilinmeyen birkaç özelliği daha var. Bunlardan en önemlisi, bu ünite takılıyken HD çözünürlüğünde Apple ProRes 422 kayıt yapılabiliyor olması. Bazı iş akışları için eğer ProRes kodeği gerekiyor veya tercih ediliyorsa bu ünite takılıyken çekim yapılmalı ve kayıt tercihlerinden ProRes seçilmeli. Ayrıca, XDCA-FS7 ünitesi üzerinde yer alan Timecode ve Genlock giriş çıkışları sayesinde, çoklu kamera uygulamaları da daha kolay yapılabiliyor.

FS7, kullanıcılara çok çeşitli kullanım opsiyonları tanıması ve uygun fiyatı ile kısa zamanda en çok tercih edilen 4K kameralardan biri oldu. Ben de, son zamanlarda gerçekleştirdiğim bazı projelerde bu kamerayı tercih ettim. Sorunsuz olarak farklı çekim senaryolarına adapte edebileceğiniz ve “future proof” yani, uzun yıllar kullanabileceğiniz bir kamera arıyorsanız, FS7 kesinlikle tercihiniz olabilir. Yakın zamanda piyasaya çıkan küçük kardeşi FS5 ile aralarında çeşitli farklılıklar var. FS5, FS7’ye göre daha uygun fiyatlı ve daha kompakt bir kamera. Özellikleri birbirlerine çok yakın kameralar olmasına rağmen, FS7 daha yüksek ve çeşitli kalitelerde kayıt imkanları sunuyor. Ancak, ihtiyaçlarınıza ve bütçenize göre tercih edeceğiniz bu iki kameranın da, uzun yıllar severek kullanılabilecek şekilde tasarlanmış, başarılı kameralar olduğu kesin.