logo

Canon C300

Geçen hafta, Canon’un piyasaya yeni çıkardığı video kamerası olan C300 ‘ü, yabancı bir belgesel ekibiyle çalıştığım projede kullanma şansını buldum.
Kameranın avantajları ve üstün özellikleri hakkında pek fazla bilgi vermeyeceğim. Süper 35mm sensörü, 4:2:2 renk örneklemesi, 50 Mb/s bit rate oranı ve üzerindeki bir çok profesyonel giriş çıkışları ile şimdiden, çok konuşulacak ve satılacak bir kamera olması kuvvetle muhtemel.
Asıl yazmak istediğim, tasarım ile ilgili bir kaç ufak sorun.
Öncelikle, çok gürültülü bir fanı var ve Red One’da olduğu gibi, kayıt anında durmuyor. Sessiz bir ortamda ve iki C300 kullanarak yaptığımız bir çekimden hemen sonra Belçikalı sesçimiz Paul ile bu konuda kısa bir konuşma yaptık ve çekim anında duyduğu dip gürültünün nereden geldiğini bu konuşma sonrasında anladı. Bence, daha sessiz bir soğutma tasarımı yada en azından sadece aşırı ısındığında devreye giren bir fan sistemi yapılabilirdi. Ayrıca, kayıt anında sıkça kullanılabilecek bazı tuşlara (magnify, peaking, wfm gibi) basıldığında o kadar yüksek bir “tık” sesi çıkıyor ki, insan basmaya çekiniyor.
Kameranın arka bölümüne, hemen vizörün altına yerleştirilen ufak bir bilgi ekran var. Timecode, filtre, diafram ve perde hızı gibi, özellikle üzerindeki LCD ekranı söküldüğünde gerekli olacak, bazı yararlı bilgileri gösteriyor. Ancak öyle bir yere konumlandırılmış ki, vizörü sökmeden görebilmek ve verimli bir şekilde kullanabilmek neredeyse imkansız.
Bu ufak tefek sorunlar dışında bir diğer önemli sorun da bence fiyatı. 16.000$ ‘lık ABD satış fiyatı(Türkiye’de ne kadara satıldığını bilmiyorum ama tahminimce 20.000€ civarıdır.) bence bu kamera için biraz yüksek. Black Magic Design, benzeri özelliklerdeki yeni kamerasını 3.000$ ‘ın altında piyasaya sürebildikten sonra, Canon’un C300 için taleb ettiği miktar biraz abartılı kalıyor sanki.
Kamera ile ilgili detaylı bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.